Anne beni affet ! Bileklerimi kestim az önce, en sevdiğin halın lekenecek. Kızdım anne. Çok kırıldım kendime.. Yanlış yazılmış bir kaderin köleliğini yakıştıramadım üzerime. ... Kime sevdalanıp daldıysam gözlerine, longoza kapıldım. Kaç kere öldüm anne, anlatamadım kimseye soğukluğunu yalnızlığın. Baba beni affet. Reddettim seni az önce.. Soylu bir piçim artık. Gömün beni, kimsesizler mezarlığının kral dairesine ! Nursen'den inciler...
Seviyorum derler ve giderler.. Bu sen şimdi öl ben daha yaşayacağım demenin bir başka versiyonudur. Ve zaten genellikle giderler fakat severek gitmezler bu geride kalanlar için uydurulmuş bir teselli kelimesidir. ‘Seviyorum..’ Şöyle bir düşünüldüğünde hiçte samimi gelmediği kolayca anlaşılır.. ‘’Seviyorum ama gitmek zorundayım, seviyorum ama biz birlikte olamayız’’ gibi basitçe kelimeler kullanılır, bu onların ne kadar basit insan olduklarını gösterir zaten söyleyecek bir sözleri yoktur standart olan cümlelerin dışına çıkamaz onlar. ‘Seviyorum ama’ zaten seviyorum ama’larla bir yere gidilmez olmayan bir sevginin cümlesidir o. Seviyorum ama (sana acıyorum anlamındadır) onlar için, lakin bize öyle olmadığını anlatmaya çalışırlar tamam bu kadar basitleşmenize ...
Yapılır mı bu bir insana ? Üşüyebilir mi bu kadar bir insanın teni ? Ölümü bu kadar ister mi bir yürek ? Düşünebilir mi bu kadar iki sevgiliyi ? Ona nasıl bakıyor , onun kokusu daha mı güzel , elleri daha mı yumuşak … ... Onun da gözlerine baktığında kalbinden çıkan gözlerinden akıyo mu ? Sizin aşkınız yalan , İhanetçi , İntihar eylemi… Gözlerimin içine içine bakılarak yapılan ilk kahpelik sizinki … Sizinki rol , Sizinki oyun , Perdelerini ana avrat söverek örttüğüm tiyatro sahnesi … Sizinki çok acı , Başımı gövdeme ağır yapan sancı . Sizin yaşadığınız ayaklar altına serilen gururum , Daha gözyaşım bile kurumadan onun yaslandığı omzun … En çokta bakışlarını sevmiştim …. Beni öldüren ...
Gözlerin gün doğumu, Okyanus kıyısı, Dağ havası, Şehir telaşı.. Gözlerin yağmurlu bir öğleden sonra, Hüzünlü bir şarkı. Gözlerin öznesi tüm şiirlerin ve ilhamı bir şairin. Biraz rakı... Gözlerin çocukluğum, Pamuk şeker tadı.. Gözlerin dua, Amin. Şehvetli bir gece gözlerin, Gözlerin bekaret kanı. Gözlerin bebek özlemi, Kısır gelin, Töre kuralı. Gözlerin kaçırılmış bir vapur, Geç kalınmış bir sinema seansı.. Gözlerin vedasız bir ayrılık, Biraz ağrı.. Uyuşturucu gözlerin, Gözlerim bağımlısı.. Soğuk bir kış gecesi üşüyen kimsesizlerin nefesiyle ellerini ısıtışı gözlerin, Delilerin sayıkladığı bir anısı.. Gözlerin siyaset, İllegal bir eylemin öncü direnişçisi gözlerin, Deniz Gezmiş posteri, Sonra tanzikli su, Sonra karakolda cop sesi.. Biraz gurur.. Gözlerin İzmir'in vatan sevdası.. Çanakkale'nin kanlı toprağı.. Sarıkamış'da eksi kırkbeş derece.. Anadolu gözlerin, Biraz Avrupa merakı.. Etten duvar, Biraz Fatih gözlerin, biraz İstanbul surları.. Kınalı Mehmet gözlerin, Sonra Cumhuriyet ilanı.. Biraz Türkçe, Biraz İstiklal Marşı. Ay - yıldız gözlerin, kıpkırmızı.. Gözlerim ...
"Bu son olsun." Sonumuz değil, son omuz ol.. Ey aşk.. Belki sondur bu. Ya da gerçek son, belki budur.. Dur, belki bu son... En kötü günümüz böyle olsun derken, öyle oldu en kötü günümüz.. Hepsi de gitti o kadehe kadehini vuranların.. Onları hatırladığımız hergün, en kötü günümüz.. Son günümüzdür belki, dur, belki son gecedir bu, son şiir budur, en son dinlediğim şarkıdır bu, en son gördüğüm insan, en son sevdiğim.. Son kez söylüyorum, kafamda biraz anne, biraz anason kokusu... Dur, belki de-değil. Belki de, bunun sonu yok... Dedim ya, sen gidersen, diyeceğim budur, diyeceğim bu, dur! dipnot:Gökhanın İnesi çok fenadır :D
Bir kadın hala uykusuz... Yatağın diğer kısmından muaf , Bir adamın soğukluğu ensesindeyken , Bir kadın hala eksik... Bir kadın hala ağlıyor... Yanıbaşında durandan uzak , Ellerinde bir bahar iklimi ; Bir kadın hala bekliyor... Bir kadın henüz ve hep yaş'lı... Geçmiş zamandan evli , Şimdiki zamana bekar... Ve geleceğe dul bakarken ; Bir kadın hala güzel...

