Affet

Anne beni affet ! Bileklerimi kestim az önce, en sevdiğin halın lekenecek.
Kızdım anne. Çok kırıldım kendime.. Yanlış yazılmış bir kaderin köleliğini yakıştıramadım üzerime.
… Kime sevdalanıp daldıysam gözlerine, longoza kapıldım. Kaç kere öldüm anne, anlatamadım kimseye soğukluğunu yalnızlığın.
Baba beni affet. Reddettim seni az önce.. Soylu bir piçim artık. Gömün beni, kimsesizler mezarlığının kral dairesine !

Nursen’den inciler…

Yalanlardan Anekdotlar

Seviyorum derler ve giderler.. Bu sen şimdi öl ben daha yaşayacağım demenin bir başka versiyonudur.

Ve zaten genellikle giderler fakat severek gitmezler bu geride kalanlar için uydurulmuş bir teselli kelimesidir. ‘Seviyorum..’ Şöyle bir düşünüldüğünde hiçte samimi gelmediği kolayca anlaşılır.. ’Seviyorum ama gitmek zorundayım, seviyorum ama biz birlikte olamayız’’ gibi basitçe kelimeler kullanılır, bu onların ne kadar basit insan olduklarını gösterir zaten söyleyecek bir sözleri yoktur standart olan cümlelerin dışına çıkamaz onlar. ‘Seviyorum ama’ zaten seviyorum ama’larla bir yere gidilmez olmayan bir sevginin cümlesidir o. Seviyorum ama (sana acıyorum anlamındadır) onlar için, lakin bize öyle olmadığını anlatmaya çalışırlar tamam bu kadar basitleşmenize gerek yok, gidebilirsiniz..

Zaten bu tarz insanlar için üzülmeyede değmez. Oysa onlara hiç kimsenin vermedi değeri vermişsinizdir. Bu yüzden değer verdikleriniz gitmeye kalktıklarında ciğerin beş para etmez falan demeyin verin beş lira gitsinler. Fazla durdukları zarardır, sizin hayatınızdan çalarlar durdukları her saniye.

Seni seviyorum ama biz birlikte olamayız.. Neden diye sorduğunuz zaman ise saçma sapan nedenler söylerler sizlere bi anlam veremezsiniz çünkü nedenleri o kadar saçmadır işte.. Aslında cesaretleri yoktur gerçeği söyleyecek. Korkağın tekidirler.. Senin mutlu olmanı istiyorum, benden daha iyilerine layıksın.. Bu sözler yalanın daniskasıdır bu cümlelere kaba etlerimle gülerim ben arkadaş.. Aslında doğru söylerler onlardan daha iyilerine layıkızdır fakat onlar bunun bilincinde olmadan söylerler. Bak ben senden daha yakışıklısını/güzelini buldum artık onunla birlikte olacağım sende takıl işte kafana göre ne yaparsan yap çünkü sen benden daha iyilerine layıksın.

Evet basit insan evet ben senden daha iyilerine layıkım..
Aslında sizi hiç sevmeyen biriyle birlikte oldunuz bu zamana kadar ya da olacaktınız fakat olamadınız her neyse iyi ki de olmadı sonuç olarak. Bir süre sonra sorarlar size ‘unuttun mu diye?’ siz bakarsınız şöyle bir eğer güçlü iseniz evet dersiniz unuttum o an güzel der, iyi der geçiştirir lafı sizden böyle bir cevabı beklemez ilk olarak gerçekten sevdiyseniz zaten sizde unutmamışsınızdır fakat artık kabilinizde cesetlere yer yoktur yeni hayatlar için yer açmak lazımdır yüreğinizde bir cesetle yaşanmaz ki bir ömür boyu büyük bir yalan ile.. Bu yüzden unuttum dersiniz.. Ne çabuk der o içinden.. Sizde içinizden geçirirsiniz ne denli hızlı gittiysen o denli çabuk unuttum seni..

Ve artık zorda olsa eskisi kadar acı vermiyordur kendisi.. Unutulmaya yüz tutmuştur çünkü bu sessiz ölümü o istemişti.

Şimdi bu yüzden diyorum unuttum seni.. Ne çabuk diye sorma bana. Seviyorum ama biz birlikte olamayız dediğin gün başlamıştım seni unutmaya.. Şimdi sadece kalbimden cenazeni kaldırdım, o kadar.
Yüreğimde bahar havası var şimdi her yer yeşillik ve çiçeklerle dolu.. Böyle olmasını bende istemezdim fakat sen istedin böyle olmasını üzgünüm şimdi. Fazla yer kaplıyordun kalbimde hiçbir ziyeretçiye açamıyordum kapılarımı fakat biri geldi taş attı camdan içeriye bir not vardı taşa sarılı ‘kapıdan almazsan bacadan girerim’ yazıryordu engel olamadım girmişti içeri ve ben senin cenazeni kaldırmıştım artık. Ben yaparım böyle ara sıra diri diri gömerim sevdiklerimi kusura bakma sevdiğim böyle olmasını bende istemezdim.. Yeni okyanuslara açılmasamda bir miço girmişti artık gemime yüzü gülüyordu bana baktığında. Sonra gözlerimi hüzünbaza çevirmiştim uzun zamandır onu ilk defa böyle görmüştüm yüzünde aptal bir gülümseme ile bana bakıyordu. Pek anlam veremesem de bu duruma, galiba artık unutulmaya yüz tutmuştun kendi yalanlarının içinde ‘seviyorum ama biz birlikte olamayız..’ların içinde..

‘’Seviyorum ama..’’ gerçek bir seviyorum kelimesi değildir.. seviyorum çünkü de gerçek bir seviyorum kelimesi değildir. Gerçek seviyorum kelimesi her şeye rağmendir. Tıpkı benim seni her şeye rağmen sevdiğim gibi.. Artık oda eskidendi.
Seni seviyorum ama biz bu yüzden birlikte olamayız sevgilim.. Anlıyor musun beni?

Dip not: Ve bir kız veya kadın ‘seviyor ama biz birlikte olamayız’ diyorsa o düpe düz koca bir YALAN’dır aldırmayın.. Yolunuza devam edin, yolda sürprizler sizi bekliyor olacak..

“Adem Pinna”

Kalemsiz Yazılarım

Kalemimin yüreğimin yoluna yönelmesi o kadar gecikti ki…….
O kadar çok çağırdım ki kalemimi  gel duygularımı dillendir, kelimelerimi dök satırlarıma, gel yüreğimin yolları tıkandı yollarımı aç. Ama kalemim bana kırılmış olacak ki bir türlü gelmedi.
Veeee sonunda bu gece…Kalemim elimde, geldi ve yüreğini bana sonuna kadar  açacaksan seninleyim yoksa yine bensiz kalırsın dedi. Ve bir söz verdim ‘tamam yeterki sen benimle kal yollarımı aç bende sana sonuna kadar açık olacağım dedim. Ama aramızda kalsın yalan söyledim.
YALAN, YALAN, YALAN… Hayatımın tüm noktalarını, yaşadığım olayları, yüreğimin sızlayan tellerini kendime bile açamazken nasıl kalemimle paylaşırım. Kendime bile yalan söylüyorken, dış dünyaya karşı maske takmışken, yüreğimin yollarının tıkanıklığını açacak kalemime, nasıl açılabilirim. Nasıl dış dünyaya yönelebilirim.
Yalan dünyada yalanlar içinde yaşamaya mahkumuz. Kendimize bile itiraf edemediğimiz  o kadar çok nokta var ki…KURULU DÜZENİN KURULMUŞ ROBOTLARIYIZ.

Kötü Erkekler

Nerden çıktı şimdi bu?
Nerden çıktılar bilmiyorum ama kötü erkekler işte.
Hani derler ya “kötü kadın” diye tabiri caizse “orsbu”. Her neyse, kötü kadınlar olur da kötü erkekler olmaz mı?
Ya da kadının orsbusu olurda erkeğin orsbusu olmaz mı? Evet ne yazık ki oluyor :S. Ve buna birçok kez siz de şahit olmuşsunuzdur. Nerden aklıma düştü bunu yazmak bilmiyorum ama bu aralar çok görüyorum bu tip şahsiyetleri.

Kalemin ağzını açmak gerekirse, bu aralar çok karşılaştığım, Beyazıt kardeşiminde bahsettiği “Bunlarda Aşk’mı Be!” isimli yazısında belirttiği; yalan aşka, ya da yalancı aşıklara bu serzenişim. Tekrar tekrar diyorum bende Bunlarda Aşk’mı Be!..

O kadar basite indirgediler ki Aşk’ı. Kimisi için bir gecelik heves olmuş, kimisi için 1 aylık çerez. Günlük bir alışkanlıkmış gibi ye-iç-sıç bunların aşkı. Erkek gez-göz eder fiziği, uygunsa hedef! eder teklifini. Başlangıçta canım cicimdir aşk bunlara, sözde sever ölürler birbirleri için. Aradan 1 ay geçer, doyururlar tenlerini. Sonrası malum.
Sorarsın ne oldu diye?  “Bıraktım abi zaten orsbuydu” der. Bir ay öncesi canım cicim dediğini 5 dakikada orsbu eder…
Her Gidenin Ardndan “Zaten Orospuydu! Diyerek Teselli Bulur Gönül Kerhanesinin Has Pezevenkleri…

Yani diyorum ki fahişeliğin erkeği kadını yoktur.

Kıssadan Hisse Galiba:D
“Fahişelerin gözyaşlarına denk artık aşk yağmurları, ıslanmıyor vücutlar, parayla satılmıyor orgazmlar.. Terk edin bu şehri aşıklar, fahişeler ar’landı kötü yola düştü sevdalar!”

Yağmurlar Yağsın Yüreğime

Gönül mevsimler gibi her halukarda farklı tatlar yaşatıyor, hani bazen inat edersin ya yaşadığın acılar yüzünden, sevmemek ve bağlanmamak için ama başaramazsın yüreğin ıslanır bir kere “Aşk”ın şarabıyla, sen yakalanmak istemesende etrafındaki bir aşk damlası yakalar ya omuzundan yada ayaklarından. İnatcı yağmurlar mevsimi sonbahar geldi işte yağan her damla bir “Aşk”, toprakda yürek emsali, her ne kadar kuruyken adı anlam kazansada toprağın, inatcı yağmurlar kuru bırakmayacaklar toprağı, ne toprak “Aşk”a doyacak ne “Aşk”a sadece bir damladan ibaret olacak…

Şiir ve Şair

Her insanın harcı değildir şiir yazmak,şair olmak, şair biraz yaratıcı birazda yıkıcıdır dünyada.
Çok sevmiş ama daha az sevilmiştir, bu yüzden kimi zaman öfkeli kimi zaman içine kapanık ama en çok da duygusaldır,
Şair kendi gördüğünü kendi diliyle kendi tarzıyla anlatır; sevinci, hüznü, ilkbaharı, sonbaharı, sokakda yerde yatan yaprağı, kanat çırpan kelebeği; yazar kimi zamanda “mucizeleri” yazar…
Şairin en büyük mucizesi aşık olmasıdır, bilirki bu yazdıkları bu anlattıkları zaten özünde varolan şeylerdir
O sadece şiir adı verilen bu şeyleri kendi dilince kendi mantığınca aktarır okuyanlara, okuyanlar;işte şair budur der kimi zaman, oysa şair bilir, bu sadece özünde varolan bi şeyi farklı bi dille anlatmaktır.
Aslında bu yazdıklarının tek sorumlusu, neye yazıyorsa, kime yazıyorsa odur, yani asıl şair şiiri yazan değil şiire dönüşebilen; yerdeki yaprak, havadaki kelebek ve karşısındaki aşkıdır asıl şair…
Sözde şair için gerçek şair onlardır…; Ben henüz şiir yazacağım bir şaire rastlamadım….

‘Koray EROL’

3 Nokta…

Kim mi kaybetti…
Tabi ki uc nokta…

Ilk noktasi suskunlar icin konulmustu…
Soylenmeyenlere… soylenemeyenlere…
Her seyi anlatmasi icin…
Soylenemeyecekleri susmasi icin…

Ikinci noktasi aglayamayanlara…
Dokulemeyen gozyaslarina…
Tek bir dokunusta akmasi icin…
Tum birikenlerin caglamasi icin…

Ve son noktasi caresizlere…
Konusabilen, aglayabilen ama gene de
Anlatamayanlara…
Hic bir zaman tek noktayi koyamayanlara…
Bitirecek bir seyi olmayanlara…
Bitiremeyenlere…
Cunku hic baslamayanlara…
Baslayamayanlara…
Anlatan fakat anlayamayanlara…
Anlayan bu sefer de anlatamayanlara…
Soyleyecek seyi hep olanlara…
Sonlandiramayanlara…