You are currently browsing the archives for the Edebi Hayat category


Kötü Erkekler

Nerden çıktı şimdi bu?
Nerden çıktılar bilmiyorum ama kötü erkekler işte.
Hani derler ya “kötü kadın” diye tabiri caizse “orsbu”. Her neyse, kötü kadınlar olur da kötü erkekler olmaz mı?
Ya da kadının orsbusu olurda erkeğin orsbusu olmaz mı? Evet ne yazık ki oluyor :S. Ve buna birçok kez siz de şahit olmuşsunuzdur. Nerden aklıma düştü bunu yazmak bilmiyorum ama bu aralar çok görüyorum bu tip şahsiyetleri.

Kalemin ağzını açmak gerekirse, bu aralar çok karşılaştığım, Beyazıt kardeşiminde bahsettiği “Bunlarda Aşk’mı Be!” isimli yazısında belirttiği; yalan aşka, ya da yalancı aşıklara bu serzenişim. Tekrar tekrar diyorum bende Bunlarda Aşk’mı Be!..

O kadar basite indirgediler ki Aşk’ı. Kimisi için bir gecelik heves olmuş, kimisi için 1 aylık çerez. Günlük bir alışkanlıkmış gibi ye-iç-sıç bunların aşkı. Erkek gez-göz eder fiziği, uygunsa hedef! eder teklifini. Başlangıçta canım cicimdir aşk bunlara, sözde sever ölürler birbirleri için. Aradan 1 ay geçer, doyururlar tenlerini. Sonrası malum.
Sorarsın ne oldu diye?  “Bıraktım abi zaten orsbuydu” der. Bir ay öncesi canım cicim dediğini 5 dakikada orsbu eder…
Her Gidenin Ardndan “Zaten Orospuydu! Diyerek Teselli Bulur Gönül Kerhanesinin Has Pezevenkleri…

Yani diyorum ki fahişeliğin erkeği kadını yoktur.

Kıssadan Hisse Galiba:D
“Fahişelerin gözyaşlarına denk artık aşk yağmurları, ıslanmıyor vücutlar, parayla satılmıyor orgazmlar.. Terk edin bu şehri aşıklar, fahişeler ar’landı kötü yola düştü sevdalar!”

DARGIN SATIRLARIM

durgundu cümleler,
susmuştu kelimeler,
dargındı harfler birbirlerine!
sırtlarını dönmüş, boyun bükmüşlerdi.
düşmüştü adeta yüzleri,
solgun ve soğuktu
nefes alış verişleri.
boş kalmıştı satırlar,
artık kalem bile dokunmuyordu
sayfaların çıplak tenine.
artık ne bir yürek vardı,
duyguları yazacak,
nede bir dilek vardı,
içten içe anlatılacak…

volkan yılmaz

Adı AŞK Olan

bir zamanlar vardı adı Aşk olan,
bir şehrin küçük bir köyünde yaşayan,
mert, yağız bir delikanlı,
teninde çiçek açmış bir köylü güzeli idi aşk.
onu bulan, sağlık bulur, esenlik bulur;
kalbine misafir eden,
saadet bulur, sükûnet görürdü.
bir zamanlar vardı adı Aşk olan,
kara kışlara nazaran
içini ısıtan sıcacık bir ateş,
kavurucu sıcaklara inat,
yürekte bir ferahlık, bir serinlik idi.
yaylaların o yeşil kokan lezzetinde,
fırından yeni çıkan sıcak bir ekmeğin taze gevrekliğinde,
dağlardan türkülerle inen o buz gibi suların serinliğinde,
bir hayattı adı Aşk olan.
ve bir gün,
hastalanıp yataklara düştü,
soğuk terler döküp, kan kustu
adı Aşk olan,
en büyük tabipler bile kuruntu diye geçiştirdi hep,
ve bir reçetesi bile yoktu,
ve bir çaresi bile yoktu
adı Aşk olan.
ve dibinde oturup yüzüne el sürecek,
gözlerine bakıp göz yaşı dökecek bir damla şefkat bile yoktu.
ve eridi günden güne, yatan, yatalak kalan,
adı Aşk olan,
tabipler gibi kuruntu oldu gönüllerde,
sıcaklığını yitirdi, ferahlığını bitirdi,
ve kuşku oldu hep bir taraflarda,
soğuk bir yer döşeğinde can verdi
adı Aşk olan
ardından ne bir kimse hak helal etti,
ne de layıkıyla son kez el üstünde gitti
adı Aşk olan.
ve şimdi söyler misin eyy insanoğlu!
var mı gözünde bir damla yaş
var mı gönlünde bir nebze Sevdan,
var mı sende öyle bir cesaret ki
unutulmaya yüz tutmuş bir
ADI AŞK OLAN…


volkan yılmaz

YÜREĞİM İSTANBUL

ıssız bir istanbul sokağıdır yüreğim.
duman kokulu,
isyan kokulu yağmurlar yağar her vakit zerrelerime.
zaman olur fırtınalar kopar,
ve bir telaş, bir ayaklanma başlar üzerimde.
her biri farklı bir ruh hali,
her biri farklı bir yöne.

sessiz bir istanbul sokağıdır benim yüreğim.
en derin çığlıkların dolaştığı tenimde,
toz pembe hayallerin kabus olduğu
bir son durak olur ellerimde.
en büyük çarelerin bile kaybolduğu
kayaların dövüldüğü bilinmez sahillerimde.

masum bir istanbul sokağıdır benim yüreğim,
o rengarenk parklarda geçen en güzel anılarım,
kaç garibana yatak olur kaldırımlarım
kaç aşığa mekan olur
çürük banklarım.

gece olur,
alaca bir karanlık çöker rengime.
kaç katile yol,
kaç cana mezar olur en ücra köşelerim.
marmara olur gözyaşlarım
göğün derinlerine akarken bakışlarım

ve ben
bir yürek istanbul
her bir sokağında ayrı bir tat
her bir köşesinde ayrı bir hayat
ve her bir ezan vaktinde apayrı bir inanç olurum şehrimde,
sultan ahmet cami’indeki dualar ettiğim yerimde.

bir istanbul’dur benim yüreğim.
her bir canı bağrına basan kollarım
her umuda ışık olan yollarım
bir istanbul’dur benim yüreğim
her bir nefs, bana emanet çocuklarım!..

Volkan YILMAZ

GELMEDİ!

YİNE BİR GÜN BİTER
VE YİNE BİR GÜN BATARKEN
GELMEDİ MEVSİMİMİN BAHAR KOKUSU
VE, YİNE GELMEDİ KUŞLUK VAKTİMİN EN GÜZEL KABUSU
GELMEDİ, ÇEHRESİ NUR-U İLHAM SAÇAN EYY VEFASIZ GÜLÜM
GÖLGENİN BİLE BIRAKTIĞI İZLERDE ÖZLEMİNİ GÖRDÜĞÜM
SEN GİDELİ, SOĞUK BİR DUVARI OMUZ ETMİŞ Kİ BAŞIM
ELLERİM BAĞLI, DİZLERİM TUTMAZ, DİLİMDE HASRETİN BİR KÖRDÜĞÜM…

Volkan YILMAZ

YAZIN GÜZEL Mİ?

SİL,

GEÇMİŞİMDEKİ KAFİYESİZCE YAZILMIŞ

VE KİFAYETSİZCE YARIM BIRAKILMIŞ

BÜTÜN CÜMLELERİMİ

VE BİR MÜREKKEP KOKUSUNU DUYAR GİBİ,

BATIRIP KALEMİNİ DAMARLARIMDAKİ KAN DAMLALARINA

YÜREĞİNDEN PARMAKLARINA SIZAN CÜMLELERLE

EN BAŞTAN YAZ BENİ!

YAZ BENİ HAYAT SAYFALARIMA

KENDİ EL YAZINLA

BİR MENDİLE SEVGİ DESENLERİ İŞLER GİBİ

VE HER BİR SAYFAMIN SONUNDA

BİR (YAZAR) ÜNVANI İLE SENİN ADIN GEÇSİN

SENİN İSMİN YANKILANSIN BÜTÜN MISRALARIMDA

VE YALNIZ SENİN TENİN DEĞSİN

BENİ BEN YAPAN

YIPRATILMIŞ ÇİZGİSİZ YAPRAKLARIMA…

Volkan YILMAZ

Yanlışlıkla Küfürlerim

kader üzerine değilde
belkide yanlışlıkla doğdun
gidişin yanlıştı
gelişin , seçimin ve seçilişin
ben bağıra bağıra ekstra alkol leri
alırken doldururken  midemi
lüks lokantalarda
önüme konan yoğurda
yanlışlıkla kustum…

yanlış hayat
ilk ota bulaştığım gün
atari salonlarında  kendimi
kahraman hissettiren  bilinci
yanlışlıkla buldum
aslında  umutluydum…

ben görebileceğin en tuhaf
protestan şair
diyorki , kadınlar ölmesin
rüyanıza kapıldım gittim
bir gecede hepinizi s.ktim
desem
yanlışlıkla oldu
dokunmadıklarım doğruydu…

daha 23 ündesin
desim söylesene nesin
acımtırak bir şiir olsun istedim
kopyacı  demesinler aman
ustad aziz nesin.
pekte tarzım değil ya
laf sokma çabasındalar
soktum desem
yanlışlıkla oldu…

hayat yaşama sevinci vermeli
gördüklerim duyduklarım okuduklarım
yaşadığım aşk  haykırdıklarım
kolumdaki 37 kesik izi
deşercesine kanattım heryerimi
deştim
6 rakamı siktir et
mahallenin en güzel kızıydı
eğiliyordu yanlışlıkla değdim
ben değildim

hala aklımdalar aklımdasın
ahh şu aklını alanlar
annelerini sevmiyorum
damağımdasın
bu deliyi sadece
üçüncü şahıslar anlar
romantizim masumiyetleri vardı
kalbimde
artık bittim
çokta  tın dedim ya
her küfrümü ben sana
yanlışlıkla ettim…

Protestan Şair Kardeşimden İnciler

Desp0tizm  22.05.2010

İkisinden 1i

Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması.

Ne kötüdür an kadar yakın, bir asır kadar uzak olması.

Ve bilir misin?

Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması… “ben” deyip susması, “sen” deyip ağlamaklı kalması…

Şehir Sana Dar Geliyor

Bu gece yine, karıştı düşüm.
Sıkıldı yüreğim, ağrıdı başım.
Gökyüzü bulanık, yağıyor hışım.
Şehir sana dar geliyor, Süleyman.

Karanlıkta mor ışıklar süzülür.
Bir sokakta yedi yabancı gezinir.
Hepsi birbirine buhuz edinir.
Şehir sana dar geliyor Süleyman.

Gelen gideni görmez, her yer toz duman.
Bugünüm berbat, yarınım daha yaman.
Selamsız bırakma aman, aman.
Şehir sana dar geliyor Süleyman.

Varoşlarda besleniyor kurbanlar.
Dosta karşı güdülüyor gümanlar.
Refah için göç etmiştin, bir zamanlar
Şehir sana dar geliyor, Süleyman.

Caddeler kalabalık, suratlar asık.
Gök kubbe küskün, sanki çamura basık,
Haramla beslenmiş martılar, eli, yüzü bulaşık.
Şehir sana dar geliyor Süleyman.

Billur kayalardan, boz kayalar doğmuş.
Tomurcuk çiçekler gölgesinde boğulmuş.
Bizim mahalle, varoşlara kovulmuş.
Şehir sana dar geliyor Süleyman.

Süleyman Bektaş
(Çağdaş-i)

Yağmurlar Yağsın Yüreğime

Gönül mevsimler gibi her halukarda farklı tatlar yaşatıyor, hani bazen inat edersin ya yaşadığın acılar yüzünden, sevmemek ve bağlanmamak için ama başaramazsın yüreğin ıslanır bir kere “Aşk”ın şarabıyla, sen yakalanmak istemesende etrafındaki bir aşk damlası yakalar ya omuzundan yada ayaklarından. İnatcı yağmurlar mevsimi sonbahar geldi işte yağan her damla bir “Aşk”, toprakda yürek emsali, her ne kadar kuruyken adı anlam kazansada toprağın, inatcı yağmurlar kuru bırakmayacaklar toprağı, ne toprak “Aşk”a doyacak ne “Aşk”a sadece bir damladan ibaret olacak…