Yapılır mı bu bir insana..

Yapılır mı bu bir insana ?
Üşüyebilir mi bu kadar bir insanın teni ?
Ölümü bu kadar ister mi bir yürek ?
Düşünebilir mi bu kadar iki sevgiliyi ?
Ona nasıl bakıyor , onun kokusu daha mı güzel , elleri daha mı yumuşak …
… Onun da gözlerine baktığında kalbinden çıkan gözlerinden akıyo mu ?

Sizin aşkınız yalan ,
İhanetçi ,
İntihar eylemi…
Gözlerimin içine içine bakılarak yapılan ilk kahpelik sizinki …
Sizinki rol ,
Sizinki oyun ,
Perdelerini ana avrat söverek örttüğüm tiyatro sahnesi …
Sizinki çok acı ,
Başımı gövdeme ağır yapan sancı .

Sizin yaşadığınız ayaklar altına serilen gururum ,
Daha gözyaşım bile kurumadan onun yaslandığı omzun …
En çokta bakışlarını sevmiştim ….

Beni öldüren , onun gözlerinde yaşayan gözlerini ,
Gördüğüm en büyük şerefsizlik …
Sizinki bana yapılan en büyük kahpelik … !

Felek Baştuğ

Gözlerin…

Gözlerin gün doğumu,
Okyanus kıyısı,
Dağ havası,
Şehir telaşı..
Gözlerin yağmurlu bir öğleden sonra,
Hüzünlü bir şarkı.
Gözlerin öznesi tüm şiirlerin ve ilhamı bir şairin.
Biraz rakı…

Gözlerin çocukluğum,
Pamuk şeker tadı..

Gözlerin dua,
Amin.

Şehvetli bir gece gözlerin,
Gözlerin bekaret kanı.
Gözlerin bebek özlemi,
Kısır gelin,
Töre kuralı.

Gözlerin kaçırılmış bir vapur,
Geç kalınmış bir sinema seansı..

Gözlerin vedasız bir ayrılık,
Biraz ağrı..

Uyuşturucu gözlerin,
Gözlerim bağımlısı..

Soğuk bir kış gecesi üşüyen kimsesizlerin nefesiyle ellerini ısıtışı gözlerin,
Delilerin sayıkladığı bir anısı..

Gözlerin siyaset,
İllegal bir eylemin öncü direnişçisi gözlerin,
Deniz Gezmiş posteri,
Sonra tanzikli su,
Sonra karakolda cop sesi..
Biraz gurur..

Gözlerin İzmir’in vatan sevdası..
Çanakkale’nin kanlı toprağı..
Sarıkamış’da eksi kırkbeş derece..
Anadolu gözlerin,
Biraz Avrupa merakı..
Etten duvar,
Biraz Fatih gözlerin, biraz İstanbul surları..
Kınalı Mehmet gözlerin,
Sonra Cumhuriyet ilanı..
Biraz Türkçe,
Biraz İstiklal Marşı.
Ay – yıldız gözlerin, kıpkırmızı..

Gözlerim nefes alış provası,
Yaşamak hevesi.

Sonra birdenbire Filistin gözlerin,
Birdenbire işgal,
Birdenbire kurşun,
Birdenbire bomba,
Sonra kucağımda cesedi kardeşimin,
Sonra yalnızlık kabusu..
Ölümden gelen davetiye gözlerin..
Birdenbire çaresizlik,
Birdenbire korku..

“Nursen” hanıma saygılar…

Son :)

“Bu son olsun.”

Sonumuz değil,
son omuz ol..

Ey aşk..
Belki sondur bu.
Ya da gerçek son, belki budur..
Dur, belki bu son…

En kötü günümüz böyle olsun derken,
öyle oldu en kötü günümüz..
Hepsi de gitti o kadehe kadehini vuranların..

Onları hatırladığımız hergün, en kötü günümüz..
Son günümüzdür belki, dur,
belki son gecedir bu,
son şiir budur,
en son dinlediğim şarkıdır bu,
en son gördüğüm insan,
en son sevdiğim..
Son kez söylüyorum,
kafamda biraz anne,
biraz anason kokusu…
Dur,
belki de-değil.
Belki de,
bunun sonu yok…
Dedim ya,
sen gidersen,
diyeceğim budur,
diyeceğim bu,
dur!

dipnot:Gökhanın İnesi çok fenadır :D

Bir Kadın!

Bir kadın hala uykusuz…
Yatağın diğer kısmından muaf ,
Bir adamın soğukluğu ensesindeyken ,
Bir kadın hala eksik…

Bir kadın hala ağlıyor…
Yanıbaşında durandan uzak ,
Ellerinde bir bahar iklimi ;
Bir kadın hala bekliyor…

Bir kadın henüz ve hep yaş’lı…
Geçmiş zamandan evli ,
Şimdiki zamana bekar…
Ve geleceğe dul bakarken ;
Bir kadın hala güzel…

Borclusun Bana…

Sende bıraktığım anılar var, sen borclusun bana,

Unutturmadığın günler yaşattın, hayatımı çaldın benden ve borclusun bana,

yanlızlığına saklamışsın beni, kahpece terkedilişler bırakmışsın onca güne,

sonu olmayan seni beklemişim bunca zaman, seviyor sözleri ile kandırmışsın

sahteden okşatmışsın saçlarını, hani derler ya madiden,

ölümüne kapatırım seninle bu gözleri dediğinde hani, hepsi sahteymiş,

dudaklarından akan bir nebze yanlızlığı sildirmişsin dudaklarıma,

sırf kolların boş kalmasın diye sevmişsin beni,

rotar yapan gemiler gibi, geçiçi olarak demir atmışsın gönlümün limanına,

hep geçiciymişsin bende,

gözlerin boşluklara daldığında beni düşündüğünü söylerdin hani yalanmış,

sen, sen hiç konduramamışsın kalbine sevgimi,

ve borclusun bana,

kırılan kalbimi tamir etmediğin için,

ve borclusun,

günlerce seni bekleyip bir gün olsun gelmediğin için,

ve borclusun,

yanlızlığına alıp, yanlızlığıma iade ettiğin için…

Sende Ağla

Hatırlıyormusun bir göz vardı, en içtenlikle sana bakan bir cift göz, o göze bağlı olan bir kalp vardı. Senin için atan sadece senin için yaşama tutunan bir yürek, şimdi yok, hadi üzül artık senin için atan bir kalp yok, seni arayan bir göz yok artık hadi ağla tıpkı beni bırakıp gittiğinde benim ağladığım gibi, hadi kahrol tıpkı benim olduğum gibi, ama asla intikam almaya calışma yoksa sende yok olursun bu sözleri kaleme alan ben gibi!!

DARGIN SATIRLARIM

durgundu cümleler,
susmuştu kelimeler,
dargındı harfler birbirlerine!
sırtlarını dönmüş, boyun bükmüşlerdi.
düşmüştü adeta yüzleri,
solgun ve soğuktu
nefes alış verişleri.
boş kalmıştı satırlar,
artık kalem bile dokunmuyordu
sayfaların çıplak tenine.
artık ne bir yürek vardı,
duyguları yazacak,
nede bir dilek vardı,
içten içe anlatılacak…

volkan yılmaz

Adı AŞK Olan

bir zamanlar vardı adı Aşk olan,
bir şehrin küçük bir köyünde yaşayan,
mert, yağız bir delikanlı,
teninde çiçek açmış bir köylü güzeli idi aşk.
onu bulan, sağlık bulur, esenlik bulur;
kalbine misafir eden,
saadet bulur, sükûnet görürdü.
bir zamanlar vardı adı Aşk olan,
kara kışlara nazaran
içini ısıtan sıcacık bir ateş,
kavurucu sıcaklara inat,
yürekte bir ferahlık, bir serinlik idi.
yaylaların o yeşil kokan lezzetinde,
fırından yeni çıkan sıcak bir ekmeğin taze gevrekliğinde,
dağlardan türkülerle inen o buz gibi suların serinliğinde,
bir hayattı adı Aşk olan.
ve bir gün,
hastalanıp yataklara düştü,
soğuk terler döküp, kan kustu
adı Aşk olan,
en büyük tabipler bile kuruntu diye geçiştirdi hep,
ve bir reçetesi bile yoktu,
ve bir çaresi bile yoktu
adı Aşk olan.
ve dibinde oturup yüzüne el sürecek,
gözlerine bakıp göz yaşı dökecek bir damla şefkat bile yoktu.
ve eridi günden güne, yatan, yatalak kalan,
adı Aşk olan,
tabipler gibi kuruntu oldu gönüllerde,
sıcaklığını yitirdi, ferahlığını bitirdi,
ve kuşku oldu hep bir taraflarda,
soğuk bir yer döşeğinde can verdi
adı Aşk olan
ardından ne bir kimse hak helal etti,
ne de layıkıyla son kez el üstünde gitti
adı Aşk olan.
ve şimdi söyler misin eyy insanoğlu!
var mı gözünde bir damla yaş
var mı gönlünde bir nebze Sevdan,
var mı sende öyle bir cesaret ki
unutulmaya yüz tutmuş bir
ADI AŞK OLAN…


volkan yılmaz

YÜREĞİM İSTANBUL

ıssız bir istanbul sokağıdır yüreğim.
duman kokulu,
isyan kokulu yağmurlar yağar her vakit zerrelerime.
zaman olur fırtınalar kopar,
ve bir telaş, bir ayaklanma başlar üzerimde.
her biri farklı bir ruh hali,
her biri farklı bir yöne.

sessiz bir istanbul sokağıdır benim yüreğim.
en derin çığlıkların dolaştığı tenimde,
toz pembe hayallerin kabus olduğu
bir son durak olur ellerimde.
en büyük çarelerin bile kaybolduğu
kayaların dövüldüğü bilinmez sahillerimde.

masum bir istanbul sokağıdır benim yüreğim,
o rengarenk parklarda geçen en güzel anılarım,
kaç garibana yatak olur kaldırımlarım
kaç aşığa mekan olur
çürük banklarım.

gece olur,
alaca bir karanlık çöker rengime.
kaç katile yol,
kaç cana mezar olur en ücra köşelerim.
marmara olur gözyaşlarım
göğün derinlerine akarken bakışlarım

ve ben
bir yürek istanbul
her bir sokağında ayrı bir tat
her bir köşesinde ayrı bir hayat
ve her bir ezan vaktinde apayrı bir inanç olurum şehrimde,
sultan ahmet cami’indeki dualar ettiğim yerimde.

bir istanbul’dur benim yüreğim.
her bir canı bağrına basan kollarım
her umuda ışık olan yollarım
bir istanbul’dur benim yüreğim
her bir nefs, bana emanet çocuklarım!..

Volkan YILMAZ

GELMEDİ!

YİNE BİR GÜN BİTER
VE YİNE BİR GÜN BATARKEN
GELMEDİ MEVSİMİMİN BAHAR KOKUSU
VE, YİNE GELMEDİ KUŞLUK VAKTİMİN EN GÜZEL KABUSU
GELMEDİ, ÇEHRESİ NUR-U İLHAM SAÇAN EYY VEFASIZ GÜLÜM
GÖLGENİN BİLE BIRAKTIĞI İZLERDE ÖZLEMİNİ GÖRDÜĞÜM
SEN GİDELİ, SOĞUK BİR DUVARI OMUZ ETMİŞ Kİ BAŞIM
ELLERİM BAĞLI, DİZLERİM TUTMAZ, DİLİMDE HASRETİN BİR KÖRDÜĞÜM…

Volkan YILMAZ